OBJEKTİVİZM: AYN RAND`DAN ALINTILAR - Felsefe

ŞEKSPİRYEN - Kolaj Çalışma

ŞEKSPİRYEN (English) - Collage Work




HUZUR - AHMET HAMDİ TANPINAR (Roman)

 

YENİDEN SEV BENİ

ARİON YAYINLARI - 1. BASKI 2006 , 2. BASKI 2008

“Yeni biçimlere gereksinim var. Yeni biçimler bulunamıyorsa eğer, hiçbir şey olmasın daha iyi,” der Treplev, Anton Çehov’un Martı adlı oyununda.

Biçimsel olarak ele alındığında, “Yeniden Sev Beni”, edebi anlamda yeni bir biçim olma, geleneksel roman biçimlerine uymayan yeni bir roman üslubu yaratma iddiası taşır. Düz yazının içine yerleştirilmiş kesintisiz şiirsel form ve ritim, okurun kulaklarında müzikal, melodik bir etki bırakarak, yazıyı “dinlemesini” sağlamaktadır. “Yeniden Sev Beni”, günce formatında yazılmış olmasına karşın, temasının dışında kalan hiçbir şeyi kapsamına dahil etmeyen, her türlü harici detaydan arındırılmış flu bir anlatıma sahip poetik bir romandır. 

İçerik olarak ele alındığındaysa, “Yeniden Sev Beni”, aşkın ve aşk acısının patolojik yüzünün romanıdır. “Yeniden Sev Beni”, içeriksel olarak, edebiyat tarihinde, aşk acısının en yoğun, en koyu, en sert, en saldırgan ve en hastalıklı haliyle anlatıldığı romanlardan biridir.

 

 "...hangi toplumsal baskıya, hangi ahlak yargıya prim veririm, hangi medeniyet düşüncesinin, hangi hümanizmin ayıplamalarına aldırış ederim aşkımın önünde?...

"Ne işime yarar seni geri getirmeyen bir icat, bir buluş, bir felsefe, bir devrim, bir ilke, bir inkılâp, bir kutsal kitap? Var mı faydası?
      Ne yapayım bana seni geri getirmeyen bir Rönesans’ı?"

     "...bu nasıl bir devr-i âlem ki böyle, ayn ı tabutlara başka cesetler, aynı yataklara başka bedenler giriyor. bu nasıl bir devr-i daim ki böyle..."

     "Aşk acısından kurtulmak için ne yapılır?
      Hiçbir şey yapamıyorum.
      Sadece “edebiyat” yapıyorum."

      “Dile söylemesi kolay, kaleme yazması.
      Ama adama koyar, yazdığını yaşaması."

 

20. YÜZYIL TİYATROSUNDA ESTETİK DÜŞÜNCE

MİTOS BOYUT YAYINLARI - 2006

Kitap, 20. Yüzyıl’da öne çıkan tiyatro akımlarının ve bu akımların öncü sanatçılarının sanat felsefelerini incelemektedir. Kitabın kapsamına, bu yüzyılda kendi estetiklerini geliştirmiş ve kendi teatral akımlarını yaratmış 13 yönetmenle birlikte (K. Stanislavski, R. Wagner, A. Appia, G. Craig, V. Meyerhold, A. Tayrov, E. Vakhtangov, E. Piscator, B. Brecht, A. Artaud, J. Grotowski, A. Boal, P. Brook), Dışavurumculuk, Fütürizm, Dadaizm, Gerçeküstücülük ve Bauhaus adlı avangard akımlar girmektedir. 

Araştırma aşamasında, incelenen tiyatro estetiklerini açımlamak için belli sorulardan yola çıkılmış; bunların cevapları araştırılarak, bütün bu tiyatro akımlarının bu sorulara verdiği cevaplar üzerinden bu akımları yaratan sanatçıların sanat felsefeleri bulgulanmış, birbirlerine benzeştikleri ve birbirlerinden ayrıldıkları noktalar saptanmıştır. “Tiyatro nedir?”, “Neden tiyatro?”, “Tiyatronun amacı ve işlevi ne olmalıdır?”, “Sanat nedir?”, “Tiyatroda oyuncu, seyirci, metin, müzik, ışık, efekt, dekor, aksesuar gibi öğelerin anlam ve önemi nedir?”, “Sahne uzamının yapısı ve sahne-seyirci ilişkisi nasıl olmalıdır?”, “Oyunculuk nedir?”, “Oyuncu nasıl bir teknikle oynamalıdır?”, “Tiyatroyu tiyatro yapan, bu sanatı diğer sanatlardan ayıran ayırt edici özellik nedir?”, “Tiyatroyu sanatsal kılan nedir?” gibi sorular sorulmuş, ortaya çıkan olgular tümevarımsal bir metotla değerlendirilerek, estetik düşünceye varılmıştır.

 

AKTÖRLÜK SANATI - Stella Adler

MİTOS BOYUT YAYINLARI - 2007

Amerikan tiyatro tarihinin en önemli oyunculuk eğitmenlerinden biri ve Konstantin Stanislavski ile çalışma imkânı yakalamış tek Amerikalı oyuncu olan Stella Adler, oyunculuk anlayışında Stanislavski’nin takipçisi olarak yola çıkmış, fakat hem New York ve Hollywood’daki uzun oyunculuk kariyeri, hem de daha sonra tiyatronun ve sinemanın en önemli oyuncuları haline gelen öğrencilerini yetiştirdiği eğitmenlik kariyeri boyunca, kendi üslubunu geliştirmiş ve kendi efsanesini yaratmıştır.

 Stella Adler, sadece Marlon Brando’nun değil, aynı zamanda Robert de Niro, Warren Beaty, Harvey Keitel, Henry Winkler, Matthew Modine, Martin Sheen, Roy Schneider, Vincent D'Onofrio, Mark Ruffalo ve Benicio Del Toro, Elaine Stritch, Mario Van Peebles, Candice Bergen, Meryl Streep ve Melanie Griffith gibi oyuncuların ve onların kuşaklarının en büyük oyunculuk eğitmeniydi.

 Stella Adler, bu kitapta, hayata, sanata ve tiyatroya dair kültürel bir bakış açısıyla,  sadece oyunculuğu değil, aynı zamanda bir oyuncunun işine yaklaşımının nasıl olması gerektiğini, insan olmanın anlamını ve “büyüme”nin önemini öğretiyor.

Bu değerli eseri Türkçe’ye kazandırarak Türk oyuncularına, oyunculuk öğrencilerine ve oyunculukla ilgilenen herkese faydalı olmayı umuyor; çeviri sürecinde bana yardımcı olan sevgili dostum Saygun Mehmet Cebeci ve Sayın Uğur Akpur’a teşekkür ediyorum.

Nazım Uğur Özüaydın

 

Anasayfa  |   Özgeçmiş  |   Fotoğraflar  |   Video  |   Yazılar  |   İletişim